Powered By Blogger

Okuyan Koala 🐨

       

          Virginia Woolf, 1882’de Londra’da dünyaya gelmiştir ve bu sıra dışı hayat yolculuğunu 1941’de kendi verdiği karar neticesinde de sona erdirmiştir. Romancı, eleştirmen ve yazar olarak tanımlanan Woolf aynı zamanda feminist hareketin en güçlü isimleri arasında yer almaktadır. 

          Virginia, küçük yaşta annesini kaybetmiştir. Yaşadığı dönem gereği okula gönderilmemesine rağmen babasının kütüphanesinde kendini geliştirmeyi başarmıştır.

              Annesinin eksiliğinden daha küçük yaşlardan itibaren çok etkilenen yazar, zaman zaman kötü dönemler geçirmiştir ve delilik nöbetleri yüzünden çok sıkıntı çekmiştir. Daha 59 yaşındayken bir tane eşine bir tane de kız kardeşine olmak üzere iki intihar mektubu bırakarak bu dünyaya veda etmiştir.

               Bilindiği üzere Virginia Woolf bilinç akışı tekniğini çokça kullanmış bir yazardır. Peki bu bilinç akışı tekniği nedir?  Roman ya da hikaye türünde karakterlerin aklından geçenleri, o anki duygu ve düşüncelerinin belli ve mantıklı bir sıralama yapmadan, araya girmeden seri şekilde okuyucuya aktarıldığı bir tekniktir. Dalgalar da Virginia Woolf'un bilinç akışı tekniğini kullanarak yazdığı kitaplardan bir tanesidir.  Peki ne anlatmaktadır bu kitapta?

                Dalgalar, belirli bir olay örgüsü olmayan bir kitaptır. Güneşin doğuşundan batışına kadar geçen sürede altı karakterin doğumu ve ölümü ele alınır. Bu süre zarfında gün içerindeki belirli vakitler insanların yaşamları ile ilişkilendirilir. Sabah insanın çocukluk ve gençlik çağı, öğle yetişkinlik dönemi ve son olarak da akşam insanın yaşlanışı ve ölüm. Belirli bir olayın olmaması anlatımı zorlaştırabilir. Bu yüzden kitabı sakin bir kafayla ve içerisinde bir hareket aramadan bir şiir niteliğinde okumalısınız. Karakterlerin birbirine olan uyumu tıpkı dalgalar gibi güneşin doğuşu ve batışı gibi dairesel bir anlatımla okuyucuya sunulur. Ortada bir ahenk vardır. İnsanlar ölür, insanlar doğar. Bu hayatın getirdiği bir gerçektir. Yazar bu gerçeği bir güne doldurarak anlatır. Her bir karakter dalga misali gelip geçicidir.

             Kitabı okurken en baştan itibaren notlar alarak ilerlemeniz oldukça önemli. Anlatımı ve anlaşılışı zor olan bir kitap olduğu için ve olaylar yerine kitapta durumlar hakim olduğu için kitapta yer alan insanlar ve bu insanların düşüncelerini takip etmek oldukça zor. Karakter analizi yaparak gidilmesi gerekiyor bana göre. Daha sonra konuşmalar ve düşünceler okura aktarıldıkça hangi karakter nasıl düşünür ve ne der diye düşünmeden karakter ve yazılanlar arasında bağlantı kurabilmek için oldukça önemli. 

          Ayrıca bir Virginia Woolf kitabı okumak istiyorsanız bu kitaptan başlamamanızı öneririm. Elinize almanız ile bırakmanız bir olabilir. Bunun yerine diline yavaş yavaş alışmak adına daha anlaşılır kitaplarından birini seçmeniz daha iyi olabilir. Bir yazarın kitaplarının okunmasını bir dil öğrenmendeki seviyeler gibi düşünürüm. Üst seviyelere çıktıkça anlaşılması zordur ve bizi oldukça zorlar. Ama önceki sevilerdeki birikimlerimizle kendimizi de bir yandan daha üstlere hazırlamış oluruz ve daha çok zevk alırız. Bu yüzden daha kendinizce basit olarak nitelendireceğiniz bir kitabını okumanızı öneriyorum.

“Güneş batıyordu. Günün katı çekirdeği çatlamış, yarıkları arasından ışık dökülüyordu. Hızla atılan, karanlıkta tüylenmiş oklarla vurdu dalgaları, kırmızı ve altın sarısı. Olur olmaz ışık çizgileri birdenbire parıldayıp dolaştılar çevrede, batmış adalardan gelen imler, gülüşen, utanmaz çocukların defne kurularından attıkları kargılar gibi.”

Share
Tweet
Pin
Share
6 Comments

Herkese merhaba. Biliyorum çok da uzun bir zaman olmasa da buralardan uzak kaldım. Ama hayatımda öyle şeyler oluyor ki gerçekten buraya vakit bulamıyorum. Birkaç gündür tercih işlemleri ile uğraşıyordum. Biliyorsunuz ki bir Türkçe öğretmeniyim ve daha bu yıl atanacağım. Az önce de son kez girdim tercihlerimi. Çok fazla heyecanlı benim için. Sizce de öyle değil mi? Hayatı fazlasıyla değiştirecek bir an. Bolca dua edin ki istediğim yer gelsin. Hayatımı buna göre planlıyorum. Umarım öyle de olur. Lafı fazla da uzatmadan Ağustos ayında okuduğum kitaplarla sizi baş başa bırakıyorum. Her ne kadar bu ay biraz verimsiz geçse de kitap okuyabildiğim için mutluyum.


Sula/Toni Morrison



Kitabın ismi Sula. Kitaba ismini veren şey ise kitapta geçen bir karakter. Aslında bize aktarılan çoğu
düşüncelerin ve olayların merkezinde yer alan bir karakter. Sanırım bu yüzden yazar kitaba bu ismi
vermeyi tercih etmiş. Kitapta birbirinden tamamen farklı düşüncelerdeki ve davranışlardaki kadınlar 
üzerine kurulu. Kadının erkekle ilişkisi, kadının çevre ile ilişkisi, kadının kendisi ile ilişkisi ve siyah
kadının beyaz kadınla ilişkisi. Babasından ve annesinden hiç sevgi görmemiş iki kız çocuk kitabın merkezindedir. Bunlardan biri kitaba da ismini veren Sula diğeri ise onun en yakın arkadaşı olan Nelli'dir. Yalnızlıklarını birbirlerine duydukları sevgi ve arkadaşlıkla aşmaya çalışırlar. Bir bakıma da aşarlar. Çocukluk arkadaşı olan bu kızın yetişkinliğe adım atmaları onların hayatlarında büyük değişiklere yol açar. Sula kasabayı terk eder. Nelli bir adamla evlenir. Yıllar sonra Sula'nın kasabaya  dönüşündeyse artık her şey değişmiştir.

https://kitap28.blogspot.com/2021/08/sulatoni-morrison.html


Zincire Vurulmuş Prometheus/Aiskhylos


Kitapta farklı kuşaktan tanrılar arasındaki anlaşmazlıklar ele alınmıştır. Tragedyanın baş kahramanı Olympos tanrılarına başkaldıran titan Prometheus ateşi tanrılardan çalmış ve onu insanlara vermiştir. Tanrıların kurmuş olduğu bu düzene de karşı geldiği için Zeus tarafından zincire vurulmuştur. Bu tragedyada yazar aklın kaba kuvvetten olan üstünlüğüne dikkat çekmek istemiştir. Akla ve özgür iradeye değer vermiştir.
 

Gezgin/Halil Cibran



Güzel ve Çirkin, bir gün deniz kıyısında karşılaştıklarında birbirlerine denizde yıkanmayı teklif ettiler. Böylece üstlerini çıkarıp suya girdiler. Çirkin, bir süre sonra kıyıya geri dönüp üstüne Güzel'in elbiselerini geçirerek oradan uzaklaştı. Denizden çıktığında elbiselerini bulamayan Güzel, çıplak kalmaktan fazlasıyla utandığı için Çirkin'in elbiselerini giyerek yoluna devam etti. O gün bugündür, herkes Güzel ve Çirkin'i birbiriyle karıştırdı. Yine de bazıları, ona ait olmayan kıyafetine rağmen Güzel'i tanırlar. Aynı şekilde Çirkin'in yüzünü de bilirler; zira elbiseleri onun gerçek kimliğini saklamaya yetmez.



Köpek Kalbi/Mihail Burgakov


Sokakta bir köpek bulan Filipoviç bu köpeği o dışarıdaki sefil yaşamından kurtarır ve onu muayenehanesine getirir. Hem sıcak bir yuvada olan hem de karnı doyan köpek mutludur. Bunu nereden mi biliyoruz? Köpeğin iç sesinin yansımalarını verir bize yazar. Bir insanın aklından geçenler nasıl kitaplara yansıtılırsa bu kez de bir hayvanın içinden geçenler yansıtılır. Köpeğe sürekli iyi davranır Filipoviç. Köpekse başına geleceklerden habersiz hem bu hayatın keyfini çıkarır hem de her fırsatta ne kadar da şanslı olduğunu düşünür. Derken o gün gelip çatar. Bir dün doktor aniden köpeği zorla tutarak ameliyat masasına yatırır. Suçlu ve pis ağızlı olan bir insanın hipofiz bezleri köpeğe nakledilir. İşte ne olduysa ondan sonra olur aslında. Köpek Şarik, bu ameliyattan sonra hızlı bir şekilde insanlaşmaya başlar. Bir yandan fiziki özellikleri diğer yandan da ruhsal özellikleri de değişmeye başlar. Küfürbaz, sigara içmeden duramayan, kadınları sürekli taciz eden birine dönüşür. Kendisine isim bile verir. artık onun adı Poligraf Poligrafoiç.

https://kitap28.blogspot.com/2021/08/kopek-kalbi-mihail-burgakov.html



Yüreğinin Götürdüğü Yere Git/Susanna Tamaro




Seksen yaşındaki bir büyükannenin uzaklardaki torununa vefatı sonrası okuması için yazdığı mektuplardan oluşur. Torunu ile yaptığı anlaşma nedeniyle onunla iletişim kurması yasaktır ve bu yüzden de ona mektuplar yazar ve vefatından sonra okunması için saklar. Büyükanne kendi hastalığından, geçmişe dair anılarından pişmanlıklarından hislerinden bahseder. Ancak bu yazdıklarını okuyucuya bir o kadar da sevgi dolu ve yalın bir dille aktarır. 


Bay Rüzgar ve Bayan Yağmur/Paul de Musset



Jean Pierre adında yoksul bir değirmenci vardır. Geçimini değirmende öğüttüğü tahıllar ve bahçesinde yetiştirdiği sebzeler ile sağlamaktadır. Ancak değirmeni öyle bir yerde bulunur ki ne rüzgar iyi esmektedir ne de fazla yağmur yağmaktadır. Böyle böyle yoksulluk içerisinde geçer günleri. Yaşı da yavaş yavaş ilerlemeye başlayınca Claudine adında bir kadınla evlenir ve bir erkek çocukları olur. Ancak çok geçmeden kadın hastalanır ve elde avuçta olan para da ona gider. Artık büsbütün yoksulluk çekerler. Günler böyle birbirini kovalarken bir akşam şiddetli bir rüzgar eser. O esnada karısı ve oğlu uyumaktadır. Zaten her tarafı dökülen evin kalan yerleri de dökülmek üzeredir. Birden içeriye meleğe benzeyen bir adam girer. Bu adam Bay Rüzgar'dır. kendisinden bir sandalye ister dinlenmek için. Uzak diyarları dolaşıp geldiği için yorgundur. O gittikten sonra arkasından şiddetli bir yağmur gelir. Bu defa gelen de Bayan Yağmur'dur. O da aynı Bay Rüzgar gibi dinlenmek için bir sandalye ister. Her ikisi de giderken bir ihtiyacı olduğunda kendi yaşadıkları yere gelebileceklerini söylerler ve giderler. Yavaş yavaş değirmencinin işleri düzelir. Artık değirmeni döndürecek rüzgar ve sebzelerin de yetişmesi için yağmur vardır. Ancak bu yeni kurdukları düzen de bir yere kadardır. Bağlı olduğu Baron'un eve gelmesiyle her şey değişmeye başlar.

https://kitap28.blogspot.com/2021/08/bay-ruzgar-ve-bayan-yagmurpaul-de-musset.html



Pericadı/Viktoria Bosnyak


Budapeşte'de bir ilkokuldayız. Bu okulda 4/D sınıfına giden Laci ise bizim kitapkurdu öğrencimiz. Okul fazlasıyla büyük ve yıllardır da bulunduğu yerde durmakta. Yemekhanesi, sınıfları, koridorlarıyla kocaman. Bir şey eksik gibi sanki. Bir kütüphane. Evet bu okulda bir kütüphane var. Bilin bakalım bu kütüphaneye sadece kim geliyor? Doğru bildiniz: Laci. Neden mi sadece o geliyor? Çünkü kütüphane görevlisi olan kadın yani Aranka Mort yaşlı ve huysuzdur. Diğer öğrenciler de onun bu yönlerinden dolayı değil kütüphaneye gitmek kapısının önünden dahi geçmezler. Kütüphane sorumlusu Aranka Mort'un tek ziyaretçisi Laci'dir. Bir gün Laci'nin kütüphaneden aldığı bir kitabı okuyup arkadaşının da ondan almasıyla işler değişir tabi. Bu arkadaşı hiç kitap okumaz ve  eline Laci'den aldığı Pal Sokağı Çocukları adlı kitap geçince fikri değişmeye başlar. Neden mi dersiniz? Çünkü Laci'nin eşsiz bir yeteneği vardır. Laci kitapları okurken beğenmediği yerler olursa onları farklı bir şekilde hayal eder ve bu hayaller de kitaplarda değişiklere neden olur. İşte Pal Sokağı Çocukları da böyle bir kitaptır. Gelelim Aranko Mort'a. Evet bir kütüphane görevlisi olduğunu söyledik. Ama onun da kendince sırları vardır ve görevini de devam ettirebilmesi için de Laci'ye ihtiyacı vardır. Sizce görevine devam edebilecek mi? En önemlisi de bu kitaptaki pericadı kim?

https://kitap28.blogspot.com/2021/08/pericadvictoria-bonsyak.html







Share
Tweet
Pin
Share
20 Comments

 


Herkese tekrardan merhaba. Nasılsınız? Bu aralar buralara daha seyrek uğramaya başladım. Nedense içimde bir bezmişlik bir durgunluk bir hiçbir şey yapmama var. Ne elime bir kitap alabiliyorum ne de izlemeye başladığım herhangi bir şeyi bitirebiliyorum. Garip bir his ama bir an önce bitmesini istediğim de bir his. Bitmesi için de yeniden buraya bir yazı yazarak başlatıyorum. Umarım devam ettirebilirim :)


Elektra / Sophokles

Sophokles'in tragedya türünde yazdığı bir oyundur. Ünlü Truva savaşındaki hükümdarlardan birisi olan Agamemnon'un kızı Elektra'nın erkek kardeşi ile beraber kan davası güderek babalarının öldürülmesindeki intikam arayışlarını anlatır.


,

Matilda/Roald Dahl

İngiliz yazar Roald Dahl tarafından yazılan bir çocuk kitabıdır. Kitapta küçük yaştan itibaren kitap okumayı çok seven, ilgisiz bir anne babaya sahip olan ve bu ebeveynlerine çeşitli dersler vermeye kalkan Matilda adındaki kızın hikayesini anlatır.

https://kitap28.blogspot.com/2021/07/matildaroald-dahl.html




Martıya Uçmayı Öğreten Kedi/Luis Sepulveda

Okyanusa dökülen petrol nedeniyle petrole bulanan ve zehirlenen martı Kengah, karaya ulaşmayı başarır ve oradaki bir evin balkonuna ölmeden önce yumurtlar. Ölmeden önce yumurtasını o sırada orada bulunan Zorba adındaki bir kediye emanet eder ve ondan kendisine üç söz vermesini ister. Zorba yumurtayı kesinlikle yemeyecektir ve yedirmeyecektir, yavru doğana kadar yumurtayı sıcak tutacak ve onu koruyup kollayacaktır. Son olarak da martı doğduktan sonra ona uçmayı öğretecektir.

https://kitap28.blogspot.com/2021/07/martya-ucmay-ogreten-kediluis-sepulveda.html





Gölgeler/Zülfi Livaneli

Mustafa Kemal Atatürk, Nazım Hikmet, Cemal Süreya ve daha nice tarihimizde yer alan kıymetli şahsiyetlerin buluşturulduğu bir kitap. Ama kendileri değil, gölgeleriyle bu defa. Üstelik bu gölgeler bu şahsiyetlerin müstear yani takma adlarıyla yer alıyorlar bu kitapta. Kitaba başlamadan önce hangi müstearın kime ait olduğunu da bir liste halinde bize veriyor yazar. Bu kitap aslında başlı başına bir kitap değilmiş. Konstantiniyye Oteli'nin içerisinde yer alan bir bölümün genişletilmiş halidir.





Gizli Bahçe/Frances Hodgson Burnett

Diğer çocuklara hiç benzemeyen ama bir o kadar da o farklılığın ortak paydada buluşturduğu iki küçük, sıska, sevimsiz, suratsız, şımarık kuzenin malikanedeki bahçelerden biri olan gizli bahçeyi keşfederek içinde bulundukları o ruh halinden sıyrılarak çocukluğa dönüşleri anlatılır. Mary Lennox annesini ve babasını hastalık yüzünden kaybeder ve eniştesinin yanına gönderilir. Mary hırçın, kibirli, sevilmeyi ve sevmeyi bilmeyen bir çocuktur. Diğer yanda ise sürekli öleceğini düşünen, şımarık bir çocuk olan Colin'i görürüz. Bu iki kuzeni bir araya getiren ise gizli bahçe ve Dickon'dur. Bu üç çocuğun bazen büyüklerden daha bilgece konuştuğuna bazense ufacık bir çocuğa nasıl dönüştüklerine şahit oluruz kitap boyunca.


https://kitap28.blogspot.com/2021/07/gizli-bahcefrances-hodgson-burnett.html




İnsan Ne İle Yaşar?/Lev Tolstoy




Kızıl Kahkaha/Leonid Andreyev

Kitap, 1904 yılında yapılan Rusya ve Japonya savaşında bir Rus subayının tuttuğu günlükten oluşturulmuş. Ancak günlüğün tamamı yok. Anlatımlar kesik kesik. Ya da net bir tarih atılmamış günlük sayfalarına. Daha sonra bu Rus subayının ölmesi üzerine kardeşi tamamlamış onun yarım kalan günlüğünü. Bu günlükte savaşın tüm yıkıcılığa değinilmiş. Ölen insanların çokluğu ve sayılamaması, toprağın ölen insanların artık kızıl bir renge bürünmesi, ölmek kadar hayatta olup da bu yaşananlara her saniye biraz daha şahit olanların nasıl delirdiği. Hepsi ince ince anlatılmış. 

https://kitap28.blogspot.com/2021/07/kzl-kahkahaleonid-andreyev.html




Kızıl/Stefan Zweig

Tıp öğrenimi görmek isteyen bir gencin büyük kentin gerçekliklerine uyum sağlama ve yetişkinliğe adım atma sürecini anlatır. O zaman kadar ailesinden bir defa dahi ayrılmamış olan genç adam bu birdenbire gelen ayrılık ile bunalımlara girer, kendi hayal dünyasında yaşar. Büyük bir hevesle geldiği bu tıp okulu bile artık onun için bir anlam ifade etmez. Tam da o zor anlarında Kızıl adı verilen hastalığa yakalanan bir kızla tanışmasıyla yeniden hayata döner.



Fahreheit 451/ Ray Bradbury 

Guy Montag bir itfaiyecidir. Televizyonun hüküm sürdüğü kitaplarınsa itfaiyeciler tarafından yakıldığı bir dünyada yaşamaktadır. Bir gün yeni komşusu Clarisse ile tanışmasıyla hayatında bazı şeyler değişmeye başlar. Her gün umarsızca yaktığı o kitapların değerini artık daha iyi anlamaya başlar. Yaptığı işi sorgulamaya başlar. Baş kaldırır mevcut düzene. Ancak koskoca dünyada onunla birlikte baş kaldıracak başkaları da var mıdır? Yoksa onu böcek gibi ezecekler midir?

 


Share
Tweet
Pin
Share
5 Comments

 


Merhaba blog sakinleri. Nasılsınız? Ben pek de iyi değilim. Hayatımda yolunda giymeyen ve beni derinden etkileyen olaylar olmaya devam ediyor. Bu yüzden de bu ay fazla aktif olamadım ve fazla sayıda da kitap okuyamadım. Ama en azından biraz da olsa okumuşum. Fazla uzatmadan kitaplarla sizleri baş başa bırakıyorum. Umarım okuduklarım sizler için bir öneri olur da siz de okursunuz. Eğer okuduklarınız varsa da düşüncelerinizi aşağıda belirtebilirsiniz. Kitap okuma grubu da kurmak istiyorum. Her hafta bir kitap belirleyip okuyabiliriz. Ne dersiniz? Cevaplarınızı bekliyorum.


1.      Boyalı Peçe/W. Somerset Maugham

1920 yıllarda Londra ve Hong Kong’da Kitty adındaki bir kadının kendi benliğini bularak uyanışını gerçekleştirdiği bir eserdir. Kitty annesi tarafından sosyal statü dikkate alınarak evlilik yapması için yetiştirilmiş genç bir kızdır. Zaman geçer ama hala kendi istediğine göre birisini bulamaz. Artık bu umutsuz durumdan kurtulmak için de Hong Kong’da yaşayan ve bakteriyolog olan Walter ile evlenir. Bu mecburiyetten doğan evlilik bir ihanet ile sonuçlanacaktır. Ancak birçok yaşanan olaylar ile de Kitty kendini bulmaya uyanışını gerçekleştirmeye bir adım daha yaklaşacaktır.

https://kitap28.blogspot.com/2021/06/boyal-pece-w-somerset-maugham.html


2.      Pinokyo/Carlo Collodi

            Geppetto isminde bir marangoz vardır. Bu marangoz bir gün arkadaşı olan Antonio’dan kukla yapmak için bir odun parçası ister. Arkadaşının verdiği odun parçasından bir kukla yapar ve adını da Pinokyo koyar. Pinokyo tamamlandıktan sonra gülüp etrafta koşmaya başlar. Aşırı yaramaz ve enerjik bir kukladır. Geppetto ustanın hiç çocuğu yoktur. Pinokyo artık Geppetto ustanın oğlu olmuştur. Babasına her zaman uslu olacağına dair sözler verse de durmadan yaramazlık yapar ve başını belaya sokar. Bu yaramazlıkları ile başına türlü türlü olaylar gelir bu tek hayali gerçek bir çocuk olmak olan kuklaya.

https://kitap28.blogspot.com/2021/06/pinokyocarlo-collodi.html


3.      Doktor Moreau’nun Adası/H. G. Wells

             Olaylar Edward Prendick etrafında gelişir. Prendick yaşadığı bir gemi kazası sonucunda başka bir gemideki Montgomery tarafından kurtarılır. Bu adam ile tanışması onun bundan sonra yaşayacaklarının ilk adımıdır. Montgomery yanında birkaç adam ve hayvanla volkanik bir adaya gitmektedir. Bu adada yaşayan kimse yoktur. Montgomery, Prendick’i yanında mecburen adaya götürmek zorunda kalır. Montgomery bu adada Doktor Moreau’nun deneylerine yardımcı olmaktadır. Doktor Moreau ise bir zamanlar yaptığı deneyler nedeniyle dışlanmıştır ve bu adada kendi kendine bazı deneyler yapmaktadır. Bu deneyler önceki deneylerinden fazlasıyla farklıdır. Deneylerinde belli canlıların dokularını ve organlarını keserek başka bir canlıya yerleştirerek yeni baştan bir canlı yaratmaya çalışmaktadır. 

https://kitap28.blogspot.com/2021/06/doktor-moreaunun-adash-g-wells.html


4.      Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın/J. Tanizaki



Farklı ülkelerin edebiyatlarına olan ilgim her gün daha da artıyor. Bu eser de Japon edebiyatından. Eğer siz de bu tip farklı ülkelerin edebiyatlarına merak duyuyorsanız Jaguar Yayınları’nın sitesine mutlaka bir göz atın derim. Şozo ve Şinako evli bir çifttir. Ancak Şozo’nun annesi nedeniyle ayrılırlar ve yakın bir akrabası olan Fukuko ile evlenir Şozo. Bir gün Şinako’dan bir mektup gelir. Yuvası dağılan bu kadın giderken bir tek şey bile almamıştır evden. Mektupta ise istediği tek bir şey vardır. O da Lili ismindeki kedi. Şozo bu Lili ismindeki kedisine adeta tapar. Hayatlarının en derin yerlerinde bulunan bu değerli varlığı istemesine anlam veremez. Altında bir neden aramaz. Ama aslında çok masumca görünen bu isteğin arkasında bambaşka bir gizem saklıdır.


5.      Hasretinden Prangalar Eskittim/Ahmed Arif


Hangimiz şiir sevmez ki. Ben şiir okumaktan büyük zevk almışımdır hep. Hatta bir şiir defterim bile var beğendiğim şiirleri yazdığım. Ahmed Arif de onlardan birisi işte. Tekrar tekrar okuduğum şiirleri vardır. Her bir mısrası beni ayrı etkiler. Hasretinden Prangalar Eskittim isimli kitabı şairin tek kitabıdır. Nedense bu beni hep üzer. Daha fazla şiirini okumak istemişimdir hep. Ama anlarsınız ki o tek kitap bile insana neler hissettirir. Kitaptaki en sevdiğim şiiri Cem Karaca tarafından da seslendirilmiş olan Ay Karanlık isimli şiiridir.


6.      Şimdiki Çocuklar Harika/Aziz Nesin


Aziz Nesin’in hem çocuklara hem de büyüklere yazdığı kitabı. Kitap Ahmet ve Zeynep adında iki çocuğun mektuplarından oluşmaktadır. Bu iki arkadaş bir zamanlar aynı okuldayken Zeynep’in babasının işi nedeniyle farklı şehirlerde yaşarlar. Ahmet İstanbul’da, Zeynep ise Ankara’dadır. Bu aralarındaki mektuplaşmalarla Aziz Nesin çocukların annelerini, babalarını, öğretmenlerini ve çevreyi nasıl gördüklerini anlatır. Kitapta büyükler çocukların gözüyle sunulur ve çocuklara bazı konularda öğüt verir. Büyükler çocuklarını anlamak için, küçükler ise kendilerini nasıl savunmaları gerektiğini öğrenmeleri için mutlaka okumalıdır bence.

Share
Tweet
Pin
Share
8 Comments

 

      Yepyeni bir yazıyla hepinize yeniden merhaba. Mayıs ayında okuduklarımla karşınızdayım. Her ay birbirinden farklı türlerde kitaplar okumaya gayret ediyorum. Böylece kendimi geliştirdiğimi de hissediyorum. Ama şunu fark ettim ki bu ay hiç tiyatro türünde bir kitap okumamışım. O yüzden haziran ayı içerinde mutlaka bir tane okumayı düşünüyorum. Bu ay yeterince kitap okuyabildiğimi düşünüyorum. Ama sonraki aylar pek de mümkün olmayabilir. Belki bilmeyenler vardır. Ben eylül ayında atanacağım için artık yoğun bir döneme giriyorum. Yine de elimden geldiğince buralarda olmaya çalışacağım.

Merhaba Söğüt/Yavuz Bahadıroğlu

      Yavuz Bahadıroğlu’nun yazdığı bu kitap televizyon dizisi olarak da uyarlanan Diriliş Ertuğrul adlı dizinin kaynak kitabıdır. Kitapta Gündüz Alp ve Ertuğrul önderliğindeki Kayı Boyu’nun Moğol belasından yurtlarını bırakıp Anadolu’ya göç etmelerini anlatır. Göç ederken yaşadıkları sıkıntıları, anlaşmazlıkları ve nihayet de Söğüt ve Domaniç’i yurt edinmelerini anlatır. Ayrıntılı bilgiye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

https://kitap28.blogspot.com/2021/05/merhaba-sogut-kitap-yorumu.html


Yüksek Ökçeler/Ömer Seyfettin

      Milli Edebiyat döneminin büyük yazarlarından biri olan Ömer Seyfettin birçok öykü yazmıştır. Bu kitapta da birbirinden farklı öykülerine yer verilmiştir. Kitaptaki öyküler genel olarak isimleri çok da duyulmayan öykülerdir. Bana kalırsa bu tip öyküleri okumak insana daha fazla zevk verir. Yazarın farklı bir yönüne şahit oluruz her farklı öyküsünde. Döneme karşı eleştirilerini, düşüncelerini okuruz. Daha ayrıntılı bilgi almak isterseniz aşıya link bırakıyorum.

https://kitap28.blogspot.com/2021/05/omer-seyfettin-yuksek-okceler.html


 Son Kuşlar/Sait Faik Abasıyanık

      İçerisinde birbirinden farklı hayat dersi bulabileceğiniz ve sizi her defasında farklı yerlere götüren on dokuz adet öykü bulunuyor. Bu öyküleri okurken ise olaydan ziyade daima durumlar daha yoğun. Zaten Sait Faik de durum öyküsü denilince akla gelen ilk isim. Hikayeler çoğunlukla Adalar’da geçiyor. Özellikle de Burgaz Ada’da. Çocukluğu ve ileriki yıllarda buralarda yaşamasından dolayı etkilenmiş olsa gerek bu bölgeden. Kitaptaki anlatıcı kişi yazarın kendisidir. Bu yönüyle önceki yazdığı kitapların ayrılır.

https://kitap28.blogspot.com/2021/05/sait-faik-abasyank-son-kuslar.html

Uzak/Oruç Aruoba

      Oruç Aruoba’nın okuduğum ilk kitabı Uzak. İçerisinde önceden ayrı ayrı cilt halinde olan daha sonra birleştirilmiş iki bölüm bulunuyor. Bunlar: Tavşan Besleyene Kılavuz ve Özlem Çekene Kılavuz. Kitap alışılagelmiş bir dilde yazılmamış. Yer yer anlamakta güçlük çekip tekrar tekrar başa dönebiliyorsunuz. Ayrıca felsefe içerisinde sıkça bulunmakta. Okurken aynı zamanda da bazı konularda aydınlandığınızı hissediyorsunuz.




De Ki İşte/Oruç Aruoba

     Oruç Aruoba’nın okuduğum ikinci. İlk defa internette bir şiirine rastlamıştım. O zamandan merak sardım Oruç Aruoba’ya. Okuduğum ikinci kitabı bu. Şunu söylemem gerekir ki gerçekten üzerine uzun zaman boyunca düşüneceğiniz ve ufkunuzu genişletecek felsefik düşünceler yer alıyor kitaplarında. Ve eklemem gerekirse herkesin okuyup da anlayabileceği bir kitap değil bana göre. Bazen bir cümleyi hatta tek bir kelimeyi dahi tekrar tekrar okumanız gerekiyor anlam kurabilmeniz. Anlatmak istediklerini de şiirsel bir düzen içerinde anlattığı için de bunun etkisi fazla yüksek ihtimalle. Şöyle düşünebiliriz hani mensur şiir vardır ya ona benziyor aslında. Ama daha modern ve düşünce ağırlıklı hali.

https://kitap28.blogspot.com/2021/05/yasam-olum-ve-felsefe-uzerine-de-ki-iste.html


Puslu Kıtalar Atlası/İhsan Oktay Anar

      Romanın merkezinde gerçek dünyada maceralar yaşayabilecek kadar cesur olmayan, içtiği yeşil şurubu ile uzun rüyalar gören ve bunları atlas adını verdiği ilerde de adının Puslu Kıtalar Atlası olduğunu öğrendiğimiz kitaba yazan Uzun İhsan Efendi ile oğlu Bünyamin’in yaşadıkları yer alır. Bu iki karakter üzerinde gerçekleşen olaylar derinleştikçe neyin gerçek neyin hayal olduğunu kestirmek zorlaşır git gide. Ayrıca kitapta Arap İhsan, Kubelik, Hınzıryedi, Büyük Efendi gibi yan karakterler vardır ki bu karakterler iki merkez karakteri desteklemek için oluşturulmuştur adeta.

https://kitap28.blogspot.com/2021/05/dusuncelerin-evreni-puslu-ktalar-atlas.html


Karısını Şapka Sanan Adam/Oliver Sacks

      Karısını Şapka Sanan Adam isimli kitap nörolojist Oliver Sacks’ın ona gelen bazı danışanlarını anlattığı bir yaşantı kitabıdır. İçerisinde birbirinden farkı 24 vakadan bahseder. Bu vakalar arasında da çeşitli doktorların kendinden önce ya da kendinden sonra yayınladığı vaka ile ilgili farklı vakalara da yer vererek sık sık atıflarda bulunur. Kitabın dili genel itibari ile tıp terimleri ile doludur. Bir nörolog bu kitabı okuduğunda tamamen anlayabilir. Ancak normal bir insanın seviyesinin üzerinde bir kitap. Buna rağmen okununca da tamamen anlanmayacak bir kitap da değil. Okurken her vaka sizi derinden etkileyebiliyor. Bu halimize şükretmek ile ilgili değil. Daha çok nörolojik sıkıntıları olan insanların evrenine adım attığınız için şaşırıyorsunuz ve bu yüzden etkileniyorsunuz. Daha ayrıntılı bilgi için aşağıdaki linkten bloğumdaki yazıyı okuyabilirsiniz.


https://kitap28.blogspot.com/2021/05/oliver-sacks-karsn-sapka-sanan-adam.html


Kitaplardan Korkan Çocuk/Susanna Tamaro

      Leopoldo 8 yaşında üçüncü sınıf öğrencisidir.  Koşmayı çok sever. Koşmaya her ne kadar vakti olmasa da farklı yerlerde koşmak istemektedir. Zaten kitabın başında da doğum gününde ailesinin ona spor ayakkabısı alacağını düşünerek heyecanlanır. Böylece istediği gibi koşabilecektir. Ailesi ise diğer ailelerden farklıdır. Çocuğunun isteklerini dikkate almazlar. Tüm gün evde kitap okurlar.

https://kitap28.blogspot.com/2021/05/kitaplardan-korkan-cocuk.html
Share
Tweet
Pin
Share
1 Comments

 

Merhaba Kitap Dünyası bloğu sakinleri! Umarım hepinizin keyifleri yerindedir ve bir nebze de olsa şu kapanma günlerinde kendinizi oyalayacak şeyler bulabiliyorsunuzdur umarım. Ben zamanımı bol bol anime izleyerek ve kitap okuyarak geçirmeye çalışıyorum. Ve tabi son zamanlarda da mülakat için çalışmaya da başladım yavaştan. Hazır vaktim varken kendimi mutlu edecek şeyler yapmak istiyorum bolca. Bu ay olabildiğince okumaya çalıştım. İşte okuduklarım:


Mülksüzler/Ursula K. Le Guin

          Bu kitaba mart ayında başlamama rağmen ancak nisan ayının ilk haftasında bitirebildim. Yanlış anlaşılma olmasın kitap gerçekten fazlasıyla güzeldi. Sadece ben distopya tarzı kitaplar okumaya alışık değilim. Daha yeni yeni bu türde kitaplara yöneliyorum. Kitabın türü ise roman. Daha doğrusu bilimkurgu ögelerinin yer aldığı distopik bir roman. Konusundan kısaca bahsedecek olursam: Anarres ve Urras adlı birbirinin uydusu olarak nitelendirilen iki gezegen vardır. Anarres Odu’yu takip eden anarşistlerin, Urras ise kapitalistlerin ve devletçilerin yer aldığı bir gezegendir. Olaylar ise Shevek adlı bir Anarreslinin Urras’a gitmesi ile başlar. Eğer kitap hakkında daha detaylı bilgiler edinmek istiyorsanız bloğumdaki yazıma bakabilirsiniz.

https://kitap28.blogspot.com/2021/04/iki-farkl-dunyann-hikayesi-mulksuzler.html


       Martı-Vişne Bahçesi/Anton Çehov

      Bu kitap Anton Çehov’dan okuduğum ilk kitaptı. Türü ise tiyatro. İçerisinde Martı ve Vişne Bahçesi adında iki adet tiyatro bulunuyor. Bundan sonra her ay bir tiyatro metni okumaya karar verdim. Böylece farklı tarzlarda yazılmış metinler görme imkânım daha çok oluyor. Konusuna gelecek olursak: Martı'da göl kenarındaki bir çiftlikte bir araya gelen farklı sanatlarla ilişkileri olan insanları konu edinir. Özellikle dört karakter üzerinden anlatılır olaylar. Bunlar: saf bir kız olarak karşımıza çıkan Nina, bir zamanlar tiyatrolarda boy gösteren ama son zamanlarda sönmeye başlayan bir yıldız olan İrina Arkadina, Konstantin Treplev ve pek ünlü olmasa da bir tiyatro yazarı olan Trigorin. İkinci tiyatro Vişne Bahçesine gelecek olursak, içinde vişne bahçesinin bulunduğu büyük bir çiftliğin borçların ödenememesi nedeniyle satılması söz konusudur. Çiftlik sahipleri sık sık geriye dönüşler yaparak çocukluk anılarını anlatırlar çiftlikle ilgili. Yeni düzene karşı çıkıp mülklerini ellerinde tutmaya çalışırlar.



          Eşekli Kütüphaneci/Fakir Baykurt

         Fakir Baykurt'tan okuduğum ilk kitap. Kitabın türü ise roman. Eğer Fakir Baykurt'un herhangi bir kitabını okumadıysanız bu kitapla başlamanızı önerebilirim. Kitapta eşekler aracılığıyla köylere kitaplar taşıyan zamanla ismi Eşekli Kütüphaneci olarak anılan Mustafa Güzelgöz anlatılıyor. Kendi imkan olanaklarını zorlayarak yaşadığı yeri geliştirmek, insanları geliştirmek için canla başla çabalayan bir adam. Aynı zamanda yaşanmış olaylardan oluşan bu kitabın içerisine yazar bazı kurgu olaylar da serpiştirmiş. Kitap hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız aşağıdaki linkten bloğuma uğrayabilirsiniz.

https://kitap28.blogspot.com/2021/04/esekli-kutuphaneci-kitap-yorumu.html


        Çizgili Pijamalı Çocuk/John Boyne

    Çocuk kitapları arasında geçen ama büyüklerin de mutlaka okuması gerektiğini düşündüğüm etkileyici bir kitap. Kitabın türü roman. Özellikle ortaokul döneminde yer alan 7 ve 8. sınıf öğrencileri için daha ideal. Kitapta Nazi Almanya'sı döneminde yaşayan dokuz yaşındaki bir çocuğun gözünden o dönemde yaşananlar anlatılıyor. Birbirinden tellerle ayrılmış iki farklı dünyaya şahit oluyoruz. Tüm gerçekliğiyle yaşananları gözler önüne seriyor. Detaylı bilgiler için aşağıdaki linkten ilgili yazıya ulaşabilirsiniz. 

https://kitap28.blogspot.com/2021/04/tellerin-arkasnda-bir-dostluk-hikayesi.html


       Şiirler/Pablo Neruda

      Bazen canımız roman, öykü ya da başka bir şey okumaz istemez de şiire yöneliriz. Şiir o günlük koşuşturmanın o küçücük soluklanışlarında bile bize bir huzur verir. Sanatla aramızdaki o bağı korur. Hele ki farklı kültürlerden okunan şiirler hem bize haz verirken hem de bambaşka dünyaların kapılarını bize aralar. İşte o tür bir kitap. Yalnız alışılmışın dışında bir şiir yazım tekniği var şairin. İlk başlarda diline ve kelimeleri diziş yapısına her ne kadar alışamasanız da okudukça söylemek istediklerini daha iyi anlayabiliyorsunuz.

Pazartesilerin içine geçmiş salılar Haftalar koskoca bir yıla Kesip biçemezsiniz zamanı öyle Kör ve usanmış makaslarınızla Ve bütün günlerin adları Silinip sürüklenmiş gecenin sularıyla


          Fatih Harbiye/Peyami Safa

          Bir yarışma vasıtası ile okuduğum ama ondan öncesinde okumayı sık sık ertelediğim işte o kitap: Fatih Harbiye. Şimdiye kadar adını en azından dizisi de olsa duyduk. Ama kitap ve dizi arasında öyle farklılıklar var ki okuduğunuz zaman göreceksiniz. Olay bir aşk üzerine kurulu olmaktan ziyade bir doğu-batı arasındaki ilişki üzerine kurulu. Kitapta modern bir hayat ile eski değerler arasında bocalayan Neriman anlatılmaktadır. Tüm o fikirler, yaşananlar, ilişkiler Neriman üzerinden anlatılır. İster diziyi izleyin ister izlemeyin fark etmez mutlaka bu kitaba da şans verin derim. En azından bir Türk klasiği okumuş olursunuz.

https://kitap28.blogspot.com/2021/04/bir-dogu-ve-bat-ikilemi-fatih-harbiye.html


         Romeo ve Juliet/William Shakespeare

        İmkansız bir aşkın öyküsü. İki düşman ailenin evlatların doğan bir aşk. Düşman olan insanlar hariç diğer herkesi etkileyen olaylar silsilesi. Eserin dili o kadar akıcı ki kitaba bir başladığınızda elinizden bırakamıyorsunuz. Zaten tiyatro metinlerini okurken nedense böyle hemen bitiverir göz açıp kapayıncaya kadar. William Shakespeare'in şimdiye kadar birçok kitabını okudum ama nedense bu onların arasında biraz sönük kaldı. Sanırım içerinde aşk hikayesini yoğun işleyen eserleri okumak hoşuma gitmiyor. Ama siz aşk konulu kitaplara bayılıyorsanız mutlaka okumanız gerekenlerden birisi.

https://kitap28.blogspot.com/2021/04/dusmanlklar-ortasnda-bir-ask-hikayesi.html


Share
Tweet
Pin
Share
1 Comments


 

1.     Çatıdaki Pencere/Jose Saramago

Tür: Roman

Puan: 5/5

Kitap 1952 Lizbon’unda, her bölümde farklı bir daire olmak üzere sıradan bir apartman sakinlerinin yaşamına konuk ediyor bizleri. Bu ortalama yaşam süren insanların mutlulukları, mutsuzlukları, yaşam içindeki telaşları, kavgaları, arzuları, sevmeleri ya da sevilmemeleri, en bazen en dibi görmeleri bazense en küçük bir umut kırıntısıyla yaşama tutunmalarını anlatıyor. Yazarın dili o kadar açık ve okurken sizi o kadar güzel bir şekilde içine çekiyor ki kitabı elinizden bile bırakamıyorsunuz. Kitabı okurken sanki siz de o apartmanda yaşayan bir insan olduğunuzu hayal ediyorsunuz. Onların sevinçlerini, üzüntülerini paylaşıyorsunuz. Kitap bittikten sonra ise sanki kendinizden bir parça kaybetmiş gibi hissediyorsunuz. Eğer Jose Saramago ’nun henüz bir kitabını okumadıysanız başlangıç için güzel bir kitap olabilir.

 

2.     Deneyim Şarkıları/William Blake

Tür: Şiir

Puan: 3,5/5

İngiliz edebiyatınıza ilginiz varsa dikkatinizi çekecek türde bir kitap. Yazarın Masumiyet Şarkıları ve Deneyim Şarkıları adında iki şiir kitabı var. İlk kitabı daha çok çocukluk yıllarıyla ilgili olsa da ikinci kitabında bu çocukluk yılları ruhundan çıkıp o masumluğun yıkılışını anlatır bizlere. Yazar bir ressam olduğu için şiirlerinin yanında resimlere de yer vermiş. Şiirleri kısa ve kafiyeli. Ayrıca şiirlerinde bol bol din adamlarına ve kiliseye atıflarda bulunmuş. Dilini o koda seveceksiniz ki okurken sıkılmayacaksınız.

 

3.     Nietzsche Ağladığında/Irvin D. Yalom

Tür: Roman

Puan: 5/5

Ünlü filozof Nietzsche’nin hayatından kesitler sunan bu kitap kurmaca ve gerçek olayların birleşimiyle oluşturulmuş bir romandır. Bir nevi biyografi görevi görür bize. Zaten yazar kitabın son sayfalarında her şeyi ayrıntılarıyla açıklar bizlere. Hem ünlü filozofun yaşamına tanıklık etmemizi sağlıyor hem de o dönemin ünlü simalarına da hikâyenin içine dahil ederek bize farklı bakış açıları sunuyor. Romanın başlıca teması olan ‘’ümitsizlik ‘’ etrafında her şey şekilleniyor. Ve böylece ünlü filozofun felsefi düşüncelerine doğru uzanan bir yol sunuyor bizlere. Kitapla hem ünlü filozofu yakından tanıyıp hem de onun düşüncelerine uzanan yeni adımlar atıyoruz.

4.     Hızlandıkça Azalıyorum/Kjersti Skomsvold

Tür: Roman

Puan: 4/5

Yalnız bir kadının kitabı. Kendini toplumda kabul ettirmeyi geçtim kendini bile kabul edemeyen bir insan. Sevse dahi sevilmeyen. Hayatta belli bir amacı olmayan. Yok olsa dahi hiç kimsenin fark etmeyeceği biri. Öyle ki okuldayken listede adı bulunmazmış ve onun farkına kimse varmazmış. Bir onu okulun bahçesinde yıldırım çarptığında dahi kimse ona bir şey sormamış bile. Farklı ülkelerin edebiyatlarına ilgi duyuyorsanız bu yazara da bir bakmanızı öneririm. Yazarın okuduğum ilk kitabı. Jaguar Yayınlarından çıkıyor (Ayrıca bu yayın evinden çıkan birbirinden harika kitaplar var. Mutlaka göz atın.).

 

Share
Tweet
Pin
Share
4 Comments
Older Posts

İzleyiciler

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Hakkımda

Merhaba! Bloğuma hoş geldiniz ben Gizem. Türkçe Öğretmeniyim. Bu blogda izlediğim animelerin, dizilerin, filmlerin ve okuduğum kitap ve dergilerin incelemelerini paylaşacağım. Şimdiden keyifli okumalar.

Kategoriler

  • Anime (2)
  • Blogger Kitap Kulübü (1)
  • Blogları Canlandırma Projesi (5)
  • Film İncelemesi (6)
  • Kitap İncelemesi (25)
  • Okuduklarım (7)
  • Çocuk Kitapları (7)
  • Öykü (3)

Blog Arşivi

  • Aralık 2025 (1)
  • Temmuz 2023 (1)
  • Ocak 2023 (2)
  • Aralık 2022 (1)
  • Ekim 2022 (1)
  • Eylül 2022 (1)
  • Ağustos 2022 (4)
  • Temmuz 2022 (1)
  • Eylül 2021 (1)
  • Ağustos 2021 (6)
  • Temmuz 2021 (7)
  • Haziran 2021 (5)
  • Mayıs 2021 (11)
  • Nisan 2021 (7)
  • Mart 2021 (6)

Created with by ThemeXpose