Yeşil Yol (Blogları Canlandırma Projesi)

by - Haziran 26, 2021


 

Film: Yeşil Yol (The Green Mile)

Yönetmen: Frank Darabont

Süre: 188 Dakika

Yıl: 1999

Tür: Dram/Suç

Oyuncular: Tom Hanks

                     David Morse

                     Michael Clarke Duncan

                     Barry Pepper

                     Bonnie Huntürkiye

Herkese merhaba. Blogları Canlandırma Projesi için yazdığım film incelemem ile yeniden sizlerleyim. Bu proje kapsamında bir tema belirliyoruz ve bu tema ile ilgili dizi-film izleyip kitaplar okuyup bunları bloglarımızda yayınlarak siz okuyuculara sunuyoruz. Bu ay Blogları Canlandırma Projesi kapsamında ele alacağımız tema hukuk, mahkeme ve adaletti. Ben de bu tema için izlemek istediğim ama bir türlü başına oturup da izleyemediğim bir filmi seçtim: Yeşil Yol. Yeşil Yol orijinal adıyla The Green Mile, Stephen King’in aynı isimle romanından uyarlanmıştır. Yönetmenliğini Frank Darabot’un yaptığı bu filmin başrolünde benim en sevdiğim oyunculardan birisi olan Tom Hanks yer alıyor. Gerçek bir Tom Hanks hayranıyım ve her filmini izlemek için uğraşıyorum ve hepsinden de bir o kadar keyif alıyorum. Her filminden sonra ise hayata karşı duruşumda bazı etkilere neden oluyor. Kendime yeni şeyler katmış gibi hissediyorum. Sözü daha da uzatmadan önce filmin konusundan kısaca bahsedip daha sonra beni etkileyen detaylar hakkında konuşacağım.

Film önceden bir infaz gardiyanı olan Paul Edgecomb'un huzurevindeki bir arkadaşına geçmişte yaşadığı bir olayın ondaki etkilerini söylemesi ve olayı anlatmasıyla başlar. Oldukça iri yarı bir adam olan John Coffey adında bir idama mahkûm kişi getirilir. Bu adam iki küçük kıza tecavüz etmek ve onları öldürmekten dolayı idama mahkûm edilmiştir. Oldukça iri yarı ve korkutucu görünse de aslında ince düşünceli ve fazlasıyla da korkak bir insandır. İzlerken bu adamın bu kızları nasıl öldürdüğünü düşünmeden edemezsiniz. Zaten aslında neler olduğunu da filmin son dakikalarına doğru öğreneceksiniz de. Bir hastalığı bulunan Paul’un hastalığını John’un iyileştirmesi ile olaylar başlar. Tanrı tarafından adeta ona iyileştirme gücü verilmiştir. Bu doğa üstü gücü sayesinde hastalıkları kendi içerisine çeker ve ağzından serbest bırakır. Dışarıdan bakınca her ne kadar güzel bir güç gibi görünse de aslında onu derinden etkileyen çok fazla şey görür bu gücüyle. Paul’un düşünceleri onun bu gücünü gördükten sonra yavaş yavaş değişmeye başlar ve sonra onun aslında masum olduğunu düşünmeye başlar. Peki ya John masum mudur yoksa değil midir? O elektrikli idam sandalyesine oturacak mıdır yoksa oturmayacak mıdır?


Öncelikle filmin isminin neden Yeşil Yol dendiğine değinelim. Yeşil Yol filmde Paul’un yönetiminde olan idam edilenlerin bulunduğu yere verilen isimdir. Normalde diğer hapishanelerde bu yola ‘’Son Yol’’ ismi verilirken buradaki gardiyanlar ‘’Yeşil Yol’’ demişlerdir. Bunun nedeni ise zeminin sönük kireç taşından olmasıdır.

Filmde iyi ve kötü arasındaki dengeden yararlanılarak suçlu-suçsuz ve haklı-haksız arasındaki zıtlıklara yer veriliyor. Gardiyanlar ikiye ayrılıyor iyi ve kötü diye. Bir yanda diğerlerini aşağılamak, onların ölümünü merakla seyretmek isteyen ve torpille bir yere gelmiş Percy varken; diğer yanda insana insan olduğu için değer veren, olayların farklı yönlerini değerlendirip görebilen ve insani değerlerini yitirmemiş diğer gardiyanlar yer alır. Suçluluk ve suçluluk üzerine ise John’un yaşadığı olay üzerinden örnek verebiliriz. John’un suçlu ya da suçsuzluğuna ilişkin elde bir kayıt yoktur. Sadece yanlış yerde yanlış zamanda oradadır ya da insani duyguları ağır basmıştır. John sanki gökten düşmüş gibidir. Onun geçmişine ait kayıt da yoktur. Suçlu olduğuna ve idamına karar verilirken sadece görülen olaya bakarlar. Olay incelenmemiş ve kişinin kendisini savunmasına izin verilmeden idama mahkûm edilmiştir. Hem insan hayatının ne kadar değerli olduğu hem de ne kadar değersiz olduğunu aynı anda gözler önüne serer bu sahne. Bir yanda iki küçük kızın hayatı için sağlanmaya çalışılan adalet ile diğer yanda bir kişinin hayatını sorgulamadan gasp etmek.

Filmde içimizi rahatlatacak gelişmeler de yok değildir. İzlerken adeta oh çekeriz. Bir şekilde evet iyiler de toplum içinde cezalandırılmaktadır ancak kötüler de cezalarını çekmektedir. O kadar ki kötü insanların sonunda cezalandırıldığı o sahneler belki de işte adalet dedirtmektedir. Evet iyi insanlar ölmüş olabilir ama onlara bu cezaları çektirmiş olan o kötü zihniyet sahipleri de cezasız kalmamıştır. Eminim siz de izledikten sonra göreceksiniz ki gerçekten ince detaylarla onların yaşadıklarını görünce sonunda demeden kendinizi alamayacaksınız.

Filmde beni en çok etkileyen nokta bir fare ile ölümün kıyısında olan bir insanın dostluğu oldu. İdam zamanın belli ve hala hayattan alabileceğin kadar zevk almaya çalışıyorsun. Bir şekilde bir sürü pişmanlıkların var. Ancak geriye dönüp o zamanı telefi edemeyeceğimize göre önümüze odaklanıp en azından hayatın o kısacık kalan kısmının tadını çıkarmak gerek. O kasvetli ortamda bir insan için umut ışığı, bir yaşama anlamı sağlıyor. Evcil hayvan gibi belki de daha yakını. İnsanın tek mal varlığı oradaki bir fare. Kendisi ölünce bir başkasının ona bakacağını bile düşünmemesi. Kendisi gibi kimsenin ona değer vermeyeceğini düşünmesi. Kimimize göre sadece bir fare. Hatta kimisi için iğrenilecek bir canlı. Ama bir insan hayatındaki yeri ne kadar değerli ve anlamlı. Bazen o küçük şeyler insanlığımızı koruyup kendimizde olmamızı sağlar. Er canlı belli amaçlarla dünyada yaşar. Neden bir fare de bir insanın son günlerini güzel bir şekilde geçirmesi için var olmasın ki?

Son olarak bir sahne var ki eminim siz de izleyince etkileneceksiniz. O sahne de aşağıya fotoğrafını da koyacağım mahkumların oturdukları o elektrikli sandalyedeki son anlarıdır. Sandalyeye oturtulurlar, elleri ve ayakları bağlanır. Son olarak söylemek istedikleri sorulur. Başlarının ortası tıraş edilmiştir. Bu bölgeye ıslak bir sünger konulur ve elektrik kablosuna bağlanır. Bu ıslak sünger elektrik beyne çabuk ulaşsın diyedir.  İnsanoğlu bir yandan bir insanın ölmesine karar verirken bir yandan daha az acı çeksin diye farklı yollar bulmaktadır. Ne garip.


Bazı filmler vardır herkesin izlemesi gereken. İşte tam da öyle bir film. Hayat dersi çıkarılacak ve içimizdeki hak, adalet, hukuk kavramlarına bir başka boyut katacak bir filmdir. Oturur belki tekrar izlerim. O kadar beğendim ve 3 saatimi harcadığım için pişman olmadım. Umarım siz de izler ve pişman olmazsınız. Aklınıza en ufak bir soru işareti kalmamıştır umarım izlemeniz için. Yeni bir filmle farklı bir zamanda görüşmek üzere.

Filmde Beni Etkileyen Bazı Sözler

Sence, bir insan, yaptıklarından gerçekten pişmanlık duyarsa en mutlu olduğu zamana geri dönüp sonsuza dek orada yaşar mı?

Yoruldum, patron. Yollarda yağmurdaki bir serçe kadar yalnız olmaktan yoruldum. Yanımda hiç arkadaş olmamasından bıktım. Nereye gideceğimizi, nereden geldiğimizi söyleyecek biri. İnsanların birbirine kötü davranmasından bıktım.

Onları sevgileriyle öldürdü. Tüm dünyada böyle.

Hepimiz hakkında düşünüyorum. Kendi yeşil yolumuzda yürüyoruz, her birimiz kendi zamanında.

 





You May Also Like

20 Comments

  1. Filmi çok uzun zaman önce izlemiştim ama insan filmin bıraktığı etkiyi unutamıyor. Çok güzel anlatmışsın. Emeğine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Filmi izlemeye ne kadar geç kalmışım. Geç olsun güç olmasın tabi :)

      Sil
  2. İzlediğim en iyi filmlerden biridir. Ne güzel yazmışsın sende. Yazını okuduktan sonra tekrar izleyesim geldi bir ara izleyeyim :) Emeğine sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumlarınız sayesinde hep yazmak istiyorum. Çok teşekkürler :)

      Sil
  3. ooo amerikalıların en sevdiği iki filmden biriii, biri bu, diğeri de esaretin bedeli. güzel film tabiii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her ikisini de izledim. Sevdikleri kadar var doğrusu :)

      Sil
  4. son yazımda konu ile alakalı olmayan detayların yanlış olduğunu söylüyorum. örnekse, seri katil bir kiliseye koşarak saklanıyor, polis de peşinde, yazar burda durup kilisenin inşaatını ve tarihini anlatıyor, çok gereksiz, yani kurgunun dışına çıkıp yazar kendi ağzından anlatıyor, bu yanlış, çünkü kurgu roman bu, bir tarih kitabı veya belgesel değil :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte ben de öyle detayları çok seviyorum nedense. Bir bina, bir yer ya da bir insan hakkında farklı bir şey öğreniyorum. Bir şey öğrendiğim her ayrıntı benim için zevkli :)

      Sil
  5. Bu filmi izlediğimde çok fazla üzülmüştüm ve kendimi tutamamıştım. Bu filmi ele aldığınız için teşekkür ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tekrar tekrar izlesem herhalde yine aynı üzüntüyü hissederim.

      Sil
  6. ölmeden önce herkesin izlemesi gereken filmlerin listesinde olması lazım bence. Ne zaman görsem ismi bile etkiliyor beni.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İsminin anlamını filmde öğrendiğim zaman beni çok etkilemişti.

      Sil
  7. Her seferinde tekrar tekrar vurulduğum filmdir. Ellerine sağlık, güzel tanıtım olmuş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :) Vurulmakta geç kalmışım ben de :)

      Sil
  8. çok eskiden izleyip etkilendiğim bir filmdi hatta sanırım ağlamıştım izlerken tekrar izlemeye cesaret edemediğim filmlerdendir ayrıca :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de izlerken sık sık ağladım. Film efsane.

      Sil
  9. Etkileyici ve bir o kadar da hüzünlü bir film, güzel yorumunla tekrar andık Yeşil Yol'u. Kalemine sağlık :)

    YanıtlaSil
  10. Bir çok kez izlediğim ve her seferinde aynı etkileri uyandıran efsane bir film. Kaleminize sağlık, çok güzel yorumlamışsınız :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben yeni izleme fırsatı buldum. Gerçekten tekrar tekrar izlenecek bir film :)

      Sil
  11. Tam bir klasik. Yıllar önce TRT 1'de izlemiştim ilk kez. Ertesi gün bütün okul bu filmi konuşuyorduk. Bir daha izlemedim ama aslında tekrar tekrar izlenebilir. Tom Hanks'in en sevdiğim performanslarından biri.

    YanıtlaSil