Powered By Blogger

Okuyan Koala 🐨


 

1.     Çatıdaki Pencere/Jose Saramago

Tür: Roman

Puan: 5/5

Kitap 1952 Lizbon’unda, her bölümde farklı bir daire olmak üzere sıradan bir apartman sakinlerinin yaşamına konuk ediyor bizleri. Bu ortalama yaşam süren insanların mutlulukları, mutsuzlukları, yaşam içindeki telaşları, kavgaları, arzuları, sevmeleri ya da sevilmemeleri, en bazen en dibi görmeleri bazense en küçük bir umut kırıntısıyla yaşama tutunmalarını anlatıyor. Yazarın dili o kadar açık ve okurken sizi o kadar güzel bir şekilde içine çekiyor ki kitabı elinizden bile bırakamıyorsunuz. Kitabı okurken sanki siz de o apartmanda yaşayan bir insan olduğunuzu hayal ediyorsunuz. Onların sevinçlerini, üzüntülerini paylaşıyorsunuz. Kitap bittikten sonra ise sanki kendinizden bir parça kaybetmiş gibi hissediyorsunuz. Eğer Jose Saramago ’nun henüz bir kitabını okumadıysanız başlangıç için güzel bir kitap olabilir.

 

2.     Deneyim Şarkıları/William Blake

Tür: Şiir

Puan: 3,5/5

İngiliz edebiyatınıza ilginiz varsa dikkatinizi çekecek türde bir kitap. Yazarın Masumiyet Şarkıları ve Deneyim Şarkıları adında iki şiir kitabı var. İlk kitabı daha çok çocukluk yıllarıyla ilgili olsa da ikinci kitabında bu çocukluk yılları ruhundan çıkıp o masumluğun yıkılışını anlatır bizlere. Yazar bir ressam olduğu için şiirlerinin yanında resimlere de yer vermiş. Şiirleri kısa ve kafiyeli. Ayrıca şiirlerinde bol bol din adamlarına ve kiliseye atıflarda bulunmuş. Dilini o koda seveceksiniz ki okurken sıkılmayacaksınız.

 

3.     Nietzsche Ağladığında/Irvin D. Yalom

Tür: Roman

Puan: 5/5

Ünlü filozof Nietzsche’nin hayatından kesitler sunan bu kitap kurmaca ve gerçek olayların birleşimiyle oluşturulmuş bir romandır. Bir nevi biyografi görevi görür bize. Zaten yazar kitabın son sayfalarında her şeyi ayrıntılarıyla açıklar bizlere. Hem ünlü filozofun yaşamına tanıklık etmemizi sağlıyor hem de o dönemin ünlü simalarına da hikâyenin içine dahil ederek bize farklı bakış açıları sunuyor. Romanın başlıca teması olan ‘’ümitsizlik ‘’ etrafında her şey şekilleniyor. Ve böylece ünlü filozofun felsefi düşüncelerine doğru uzanan bir yol sunuyor bizlere. Kitapla hem ünlü filozofu yakından tanıyıp hem de onun düşüncelerine uzanan yeni adımlar atıyoruz.

4.     Hızlandıkça Azalıyorum/Kjersti Skomsvold

Tür: Roman

Puan: 4/5

Yalnız bir kadının kitabı. Kendini toplumda kabul ettirmeyi geçtim kendini bile kabul edemeyen bir insan. Sevse dahi sevilmeyen. Hayatta belli bir amacı olmayan. Yok olsa dahi hiç kimsenin fark etmeyeceği biri. Öyle ki okuldayken listede adı bulunmazmış ve onun farkına kimse varmazmış. Bir onu okulun bahçesinde yıldırım çarptığında dahi kimse ona bir şey sormamış bile. Farklı ülkelerin edebiyatlarına ilgi duyuyorsanız bu yazara da bir bakmanızı öneririm. Yazarın okuduğum ilk kitabı. Jaguar Yayınlarından çıkıyor (Ayrıca bu yayın evinden çıkan birbirinden harika kitaplar var. Mutlaka göz atın.).

 

Share
Tweet
Pin
Share
4 Comments


    Etrafımızda olan olaylara dikkat etmeden geçiyor ömrümüz. Öylesine yaşıyoruz çoğu zaman. Bir kitabı okurken bile öylesine okuyoruz. Amaçsız. Biz o an dikkat etmesek bile etrafımızda bin türlü şey dönüyor. O  an bir insan yalnızlık çekiyor olabilir, Köpeğini kaybetmiş olabilir belki de ölümün kıyısındadır kim bilir. Oysa biz öylesine yaşarken neler oluyormuş etrafımızda değil mi?

        Yalnız bir kadının kitabı. Kendini toplumda kabul ettirmeyi geçtim kendini bile kabul edemeyen bir insan. Sevse dahi sevilmeyen. Hayatta belli bir amacı olmayan. Yok olsa dahi hiç kimsenin fark etmeyeceği biri. Öyle ki okuldayken listede adı bulunmazmış ve onun farkına dahi kimse fark etmezmiş. Bir onu okulun bahçesinde yıldırım çarptığında dahi kimse ona bir şey sormamış bile. Tek soran kişi ise ilerde kocası olacak o çocukmuş Daha insanları tanımadan kendisine ilk ilgi gösteren o kişiye aşık olmuş. Sonrası ise monoton hayat. Doğru mu gerçekten bu? Bu tür insanlar var etrafımızda. Karşılarına çıkan ilk insanla evlenen. Mutlular mı? Yoksa mutluymuş gibi mi yapıyorlar? Aradaki istisnaları saymıyorum. 

       İnsanlar arasında bile yalnız hissetmek kendini. Hepimizin arasında olan insanları görmezden gelmek. Kaç insan böyle bir köşede ölüp gidiyor. Fark edilmeden. Üstelik fark edilme çabalarına rağmen. Tanımak istesek ne kadar da basit her şey. Belki aynı şarkılardan hoşlanıyoruz, aynı şeyler hakkında fikir yürütüyoruz. Ama yok o orda kalsın ben burada. Böylesi ikimiz için de daha kolay diyoruz.

      Mathea gerçekten çok ince bir kadın. Sık sık çocukluğundan, geçmiş yıllardan bahsediyor bize. Her yaşın ona getirdiği yalnızlıktan. Kocasına bir tek sana bana yetersin diyor. Bir tek onun yetmediğini bilerek. Herkesten kaçıp tek bir insana sığınmak. Daha kolay geliyor belki de bize tek birine bağlanmak. Öyle ki yaptığı  kurabiyeleri komşularına vermek istese aralarına giremediği için veremiyor, onlara perde arkasından bakıyor, merdivenlerde gürültülerini duysa hemen evde yokmuş gibi davranıyor, onlarla aynı gün alışverişe dahi çıkmıyor. Zaten insanlar onu görmüyorken kendini daha da soyutlamanın ne anlamı var ki? Biraz da çabalamak istemiyor sanırım. Yalnız öleceğini düşünüyor ve bir zaman kapsülü yapıyor kendine. Evin hemen yanına gömüyor. İçine kendi cenaze mektubunu dahi yazıyor. Onun için bunu kimsenin yapmayacağına dahi emin. Belki  de yaşlılığın getirdiği o değişik ruh hali de hakimdir üstüne. Ama bana kendini bilerek yalnızlaştırdığını hissettirdi.

     Son olarak kitabın adından bahsedecek olursam kitabın isminde derin anlamlar yüklü. Yaşımız ilerledikçe bizden bir şeyler götürüyor her yıl. Her geçen saniye bir parçamız eksiliyor bizden. Mathea'nın da dişleri gibi. Öyle ki korkuyoruz yılların geçmesinden. Belki de bizi ölüme bir adım daha yaklaştırmasından. Kısacası benim için anlamlı bir kitaptı. Okurken kendimi buldum Mathea'da. Bazen ben de yalnız ölüp gideceğimi düşürüm. Kim bilir belki de öyledir.

Share
Tweet
Pin
Share
6 Comments
Merhabalar kitapların ıssız bucaksız evreninde kaybolan ve kaybolmak için sabırsızlanan herkese...

Hayatımızda her gün yeni şeylerle karşılaşıyoruz. Her gün birbirinden farklı insanlarla tanışıyoruz. Hepsi bizde iyi veya kötü bir iz bırakıyor. Kitaplar da böyledir. Her gün bir yenisiyle tanışırız. Yeni bir tanesiyle tanışmasak bile bir tanesi bile bize farklı yönlerini gösterir her okumamızda. İşte bu şekilde yola çıktım. Evet kendim bir öğretmen olarak ve en önemlisi bir insan olarak her gün yeni bir şeyler öğrenmeliyim, farklı fikirler edinmeliyim. Peki ama neden bu okuduklarımı kendime saklayım ki? Paylaşmak varken neden bencil olayım? Bu blog sayfasında kendimiz olacağız. Bazen zevklerimiz uyacak bazen de ters düşeceğiz. Ama en önemlisi ortak bir noktada buluşacağız: kitap okumak. Ben bu yolculuğa çoktan başladım. Siz de katılmaya ne dersiniz?  

   

Share
Tweet
Pin
Share
5 Comments

İzleyiciler

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Hakkımda

Merhaba! Bloğuma hoş geldiniz ben Gizem. Türkçe Öğretmeniyim. Bu blogda izlediğim animelerin, dizilerin, filmlerin ve okuduğum kitap ve dergilerin incelemelerini paylaşacağım. Şimdiden keyifli okumalar.

Kategoriler

  • Anime (2)
  • Blogger Kitap Kulübü (1)
  • Blogları Canlandırma Projesi (5)
  • Film İncelemesi (6)
  • Kitap İncelemesi (25)
  • Okuduklarım (7)
  • Çocuk Kitapları (7)
  • Öykü (3)

Blog Arşivi

  • Aralık 2025 (1)
  • Temmuz 2023 (1)
  • Ocak 2023 (2)
  • Aralık 2022 (1)
  • Ekim 2022 (1)
  • Eylül 2022 (1)
  • Ağustos 2022 (4)
  • Temmuz 2022 (1)
  • Eylül 2021 (1)
  • Ağustos 2021 (6)
  • Temmuz 2021 (7)
  • Haziran 2021 (5)
  • Mayıs 2021 (11)
  • Nisan 2021 (7)
  • Mart 2021 (6)

Created with by ThemeXpose